TBMM Başkanlığı’na sunulan araştırma önergesinde, 7554 sayılı Maden Kanunu ile bazı kanunlarda yapılan değişikliklerin ardından artan maden ruhsatlandırma süreçlerinin ekonomik sürdürülebilirlik, çevresel etkiler ve yerel toplulukların sosyo-ekonomik koşulları açısından incelenmesi gerektiği ifade edildi. Önergede ayrıca kamu arazilerinin şirketlere devri, çevresel etkiler ve ulusal kalkınma hedefleriyle uyum konularının araştırılması talep edildi.
“Maden ruhsatları 23 yılda 325 kat arttı”
İYİ Parti Grubu adına söz alan Ergun, geçen yıl yürürlüğe giren 7554 sayılı Kanun sonrasında maden ruhsatlandırma faaliyetlerinde büyük bir artış yaşandığını söyledi. Bu artışın ilk bakışta olumlu görünebileceğini ifade eden Ergun, bunun çevresel denetim mekanizmalarının zayıflatılması sonucu ortaya çıktığını savundu.
Ergun, “Son 23 yılda maden ruhsatı sayısı 325 kat artmıştır. Buna rağmen madencilik sektörünün gayri safi milli hasılaya oranı hâlâ yaklaşık yüzde 1 civarındadır. Yani 23 yılda oransal olarak kayda değer bir değişiklik olmamıştır” dedi.
“Madenciliğe karşı değiliz”
İYİ Parti olarak madenciliğe karşı olmadıklarını vurgulayan Ergun, çevreyle uyumlu ve sürdürülebilir bir madencilik politikasının ülke kalkınması için önemli olduğunu belirtti.
Ergun, madencilik faaliyetlerinin kamu yararı ve çevreyi koruma anlayışıyla yürütülmesi gerektiğini ifade ederek, mevcut ruhsatlandırma politikalarının doğal çevrenin korunmasını ve kamu kaynaklarının etkin kullanılmasını zorlaştırdığını söyledi.
“Ormanlar, tarım arazileri ve zeytinlikler risk altında”
Maden ve Petrol İşleri Genel Müdürlüğü tarafından yayımlanan ilanlara dikkat çeken Ergun, kısa süre içinde yüzlerce maden sahasının ve on binlerce hektarlık alanın madencilik faaliyetleri için ihaleye çıkarıldığını belirtti.
Bu sahaların önemli bölümünün orman alanlarında bulunduğunu söyleyen Ergun, ayrıca tarım arazileri ve zeytinliklerin de ruhsat sahaları içinde yer aldığını ifade etti. Bu durumun uzun vadede ciddi çevresel tahribatlara yol açabileceğini dile getirdi.
“Muğla en fazla etkilenen illerden biri”
Konuşmasında Muğla’ya da değinen Ergun, ilin son dönemde madencilik faaliyetlerinden en fazla etkilenen bölgelerden biri olduğunu söyledi.
Muğla’nın yüzölçümünün yaklaşık yüzde 68’inin orman olduğunu hatırlatan Ergun, “İktidar politikaları sonucunda Muğla’nın yüzölçümünün yaklaşık yüzde 60’ı maden ruhsatlı hale getirilmiştir. Bu durumun ne kadar büyük bir orman kaybına yol açabileceğini varın siz hesaplayın” ifadelerini kullandı.
Ergun, bölgede yürütülen madencilik faaliyetleri nedeniyle orman varlığının zarar gördüğünü, su havzalarının risk altına girdiğini ve zeytinlik alanların tehdit altında olduğunu belirtti.
“Doğal güzellikler ekonomiye katkı sağlıyor”
Muğla’nın doğal güzellikleriyle öne çıkan bir şehir olduğunu vurgulayan Ergun, bu doğal değerlerin aynı zamanda bölge ekonomisine önemli katkı sağladığını söyledi.
Yanlış madencilik politikalarının hem çevreyi hem de bölge halkının geçim kaynaklarını tehdit ettiğini belirten Ergun, sürdürülebilir kalkınma anlayışına uygun politikaların hayata geçirilmesi gerektiğini ifade etti.
Ergun, İYİ Parti olarak doğal çevrenin korunarak kalkınmanın sağlanabileceğini savunduklarını ve mevcut politikaların yeniden gözden geçirilmesi gerektiğini sözlerine ekledi.






