Fakülte bünyesindeki anatomi laboratuvarında eğitim materyalleri arasında yer alan antik kentlerden elde edilen hayvan kalıntıları dikkati çekiyor.
Öğrencilerin iskeletlerin çıkarılması, montajı ve değerlendirilmesi gibi tüm süreçlerde aktif rol aldığı laboratuvar, Türkiye’deki farklı kazı noktalarından getirilen hayvan kemiği buluntularıyla bölgenin referans merkezi konumunda bulunuyor.
MSKÜ Milas Veteriner Fakültesi Anatomi Ana Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Vedat Onar, AA muhabirine, fakültenin bu alandaki imkanları ve dinamik yapısıyla öne çıktığını söyledi.
Modern örneklerin yanı sıra antik dönemlere ait materyalleri eğitim sürecine entegre ettiklerini belirten Onar, fakültenin en büyük farkının, modern örneklerin dışında arkeolojik örneklerin de referans koleksiyonlarında yer aldığı bir anabilim dalını barındırması olduğunu kaydetti.
– Birçok hayvanın kemikleri sergileniyor
Geçmiş hayvanları anlayabilmenin temel noktasının, modern ve arkeolojik örneklerin bir arada bulunması olduğunu vurgulayan Onar, şöyle konuştu:
“Öğrencilerimiz alan çalışmalarında kemik yıkamadan başlayarak tüm süreçlerde aktif görev alıyor. Bu yönüyle arkeolojik örnekler de fakültemize ayrıcalık katıyor. Laboratuvarda 8. yüzyıl Bizans dönemine ait bir köpek iskeletinden mamut dişine, yunus, caretta caretta ve ton balığı gibi sucul canlı kalıntılarından cüce köpek kemiklerine kadar geniş bir yelpazede materyal yer alıyor. Elimizdeki 8. yüzyıl Bizans köpeği, o dönemin İstanbul sokaklarında yaşamış orta ebatlı erkek bir birey. Ayağında kemiksel problemler tespit ettiğimiz bu hayvanın iskeleti günümüze kadar korunmuş. Ayrıca mamut alt azı dişi gibi paleontolojik örnekler de öğrencilerin diş koleksiyonlarını karşılaştırmalarına imkân sağlıyor. Bunların yanı sıra büyükbaş, küçükbaş hayvanlardan tutun birçok günümüz hayvanının da kemikleri burada sergileniyor.”
– Zooarkeolojik veriler geçmiş toplumların sosyokültürel yapısına ışık tutuyor
Muğla ve çevresindeki antik kentlerde yürütülen kazı çalışmalarına katıldıklarını da aktaran Onar, elde edilen zooarkeolojik verilerin geçmiş toplumların sosyokültürel yapısını ve beslenme ekonomisini anlamada kritik rol oynadığını ifade etti.
Smyrna, Aphrodisias, Beçin Kalesi, Herakleia ve Priene gibi merkezlerdeki malzemeleri incelediklerini anlatan Onar, Herakleia Antik Kenti’nde yürütülen kazılarda “kucak köpeği” olarak ifade edilen küçük tipteki köpeklerin kalıntılarına ulaştıklarını dile getirdi.
– Küçük köpekler ev içinde besleniyormuş
Büyük köpekler avcılık, bekçilik ve sürü yönetiminde kullanılırken, insan seleksiyonuyla şekillenen küçük ebatlı köpeklerin ev içine girdiğini belirten Onar, “Hatta bu köpekler, onları besleyen kişinin statüsü hakkında da bilgi verebilmekte. Köpeklerin insan hayatındaki yeri o kadar güçlü ki Anadolu’daki arkeolojik verilerde insanlarla aynı mezara özenle gömüldüklerini görüyoruz.” dedi.
Milas Veteriner Fakültesinin birçok antik kentin arasında, merkezi bir konumda yer aldığına işaret eden Onar, zengin bir koleksiyona sahip anatomi laboratuvarıyla da bilime hizmet ettiğini sözlerine ekledi.
Muhabir: AA






