Yaz tatili nedeniyle yapılan uzun araç yolculukları, omurga üzerinde beklenenden daha fazla yük oluşturabiliyor. Saatlerce aynı pozisyonda oturmak, omurlar arasındaki diskler üzerindeki baskıyı artırırken, yolculuk sonunda ağır valizlerin yanlış teknikle kaldırılması da bel ve boyun fıtığı riskini yükseltiyor. Doç. Dr. İsmail Bozkurt’a göre özellikle masa başında çalışanlar, fazla kilolu bireyler ve daha önce bel veya boyun ağrısı yaşayan kişiler bu dönemde daha dikkatli olmalı. Uzun yolculuklarda düzenli mola vermek, kısa yürüyüşler yapmak ve bel desteği kullanmak omurgaya binen yükü azaltan en etkili yöntemler arasında yer alıyor. Ayrıca ağır eşyaları kaldırırken dizleri bükerek yükü bacak kaslarına dağıtmak, bel bölgesinin zorlanmasını önemli ölçüde engelliyor.

Telefon Boynu Sendromu Yaz Tatilinde Daha Sık Görülebiliyor
Tatil döneminde telefon ve tablet kullanımının artması, “telefon boynu sendromu” olarak bilinen rahatsızlığın daha sık görülmesine neden olabiliyor. Başın uzun süre öne eğik tutulması, boyun omurlarına uygulanan yükü katlayarak artırıyor. Bu durum başlangıçta kas ağrısı ve spazmlarla kendini gösterirken, zamanla boyun düzleşmesi, erken kireçlenme ve boyun fıtığı gibi daha ciddi sorunlara zemin hazırlayabiliyor. Uzmanlar, ekran kullanım süresinin sınırlandırılmasını ve telefon ya da tabletin mümkün olduğunca göz hizasında tutulmasını öneriyor. Özellikle tatilde uzun saatler boyunca sosyal medya veya video izlemek yerine düzenli aralıklarla boyun egzersizleri yapmak, kasların gevşemesine yardımcı oluyor.

Bel ve Boyun Ağrılarında Her Durum Ameliyat Gerektirmiyor
Toplumda yaygın olan “her fıtık ameliyat edilir” düşüncesinin doğru olmadığını belirten Doç. Dr. Bozkurt, bel ve boyun ağrılarının büyük bölümünün cerrahi müdahaleye gerek kalmadan tedavi edilebildiğini ifade etti. Dinlenmekle azalan ve birkaç gün içinde geçen ağrılar çoğunlukla kas zorlanmasına bağlı gelişiyor. Ancak ağrının kola veya bacağa yayılması, uyuşma, karıncalanma, güç kaybı ya da idrar ve dışkı kontrolünün kaybedilmesi gibi belirtiler ortaya çıkarsa vakit kaybetmeden Beyin ve Sinir Cerrahisi uzmanına başvurulması gerekiyor. Cerrahi tedavi ise ilerleyici kas güçsüzlüğü, sinir hasarı riski veya günlük yaşamı ciddi şekilde etkileyen dirençli ağrılarda değerlendiriliyor. Günümüzde uygulanan minimal invaziv (kapalı) omurga cerrahisi yöntemleri sayesinde çevre dokular daha iyi korunurken, hastalar çoğu zaman aynı gün ayağa kalkabiliyor ve kısa sürede normal yaşamlarına dönebiliyor.

Omurga Sağlığını Korumak İçin Düzenli Hareket ve Doğru Egzersiz Önemli
Omurga sağlığını korumanın en etkili yollarından biri düzenli hareket etmek olarak öne çıkıyor. Doç. Dr. Bozkurt, özellikle yüzmenin omurga dostu egzersizler arasında ilk sıralarda yer aldığını belirtiyor. Suyun kaldırma kuvveti sayesinde omurgaya fazla yük binmeden kaslar çalışırken, sırtüstü ve serbest yüzme stilleri daha güvenli seçenekler olarak öneriliyor. Buna karşılık kurbağalama ve kelebek stilinin bel ve boyun rahatsızlığı bulunan kişilerde şikâyetleri artırabileceği ifade ediliyor. Ayrıca sığ sulara balıklama atlamanın ciddi omurga yaralanmalarına neden olabileceği uyarısı yapılıyor. Yaz aylarında klima veya rüzgâr karşısında terli şekilde uzun süre kalmamak, ağır yükleri tek seferde taşımamak ve masa başında çalışanların ekranlarını göz hizasında konumlandırarak her saat başı kısa yürüyüşler yapması da omurga sağlığını koruyan alışkanlıklar arasında bulunuyor.
Kaynak: İHA






