Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) emekli maaşlarının güncel ekonomik şartlarda yetersiz kalması, insanları yeni pasif gelir kaynakları bulmaya yöneltiyor. Yayına katılan Pro Strateji kurucuları finans uzmanları Emrah ve Aytuğ Bey, “kendinden para kaçırma” sanatı şeklinde tanımladıkları Bireysel Emeklilik Sistemi’nin (BES) inceliklerini yatırımcılara aktardı. Harcama kalemlerinin arttığı bir dönemde sadece çalışarak finansal özgürlüğe kavuşmanın zorlaştığını belirten uzmanlar, doğru stratejilerle emekli aylığını 1,5 veya 2 katına çıkarmanın mümkün olduğunu söylüyor. Sağlık hizmetleri için SGK sisteminin şart olduğu hatırlatılırken, birikimlerin BES’te değerlendirilmesinin ciddi bir ek gelir yarattığı vurgulanıyor.
25 YILLIK PRİM KARŞILAŞTIRMASI
Uzmanların 25 yıllık verileri inceleyerek hazırladığı analiz, iki sistem arasındaki getiri farkını net biçimde gösteriyor. Kamuda üst düzey yönetici veya albay rütbesi gibi en üst kademeden prim ödeyen bir çalışanın SGK’dan alacağı aylık ortalama 100 bin TL seviyesinde kalıyor. Aynı prim tutarları BES’e aktarıldığında ise aylık gelir 220 bin ile 250 bin TL bandına ulaşıyor.
Bu devasa büyümenin ardındaki temel etken fonların nasıl seçildiğiyle ilişkili. Sisteme yeni girenlerin otomatik yönlendirildiği standart fonların enflasyona yenik düştüğünü anlatan finansçılar, aktif yönetimin zorunluluğunu şu sözlerle açıklıyor:
“Aynı parayı yatıran iki kişiden biri parasını A şirketinin altın fonunda, diğeri B şirketinin altın fonunda değerlendirdiğinde bile yıl sonunda %80 ile %140 arasında devasa getiri farkları oluşabiliyor. Enflasyonist ortamda paranın standart fonlarda veya kamu borçlanma araçlarında bekletilmesi büyük bir kayıptır. Yatırımcıların piyasa koşullarına göre altın, hisse senedi veya para piyasası fonları arasında geçiş yapması elzemdir.”
ÖDEME STRATEJİLERİ VE ÇOKLU SÖZLEŞME
Düzenli yatırımların yarattığı birleşik getirinin gücünü hatırlatan uzmanlar, prim aktarımlarında kredi kartı kullanılmasını öneriyor. Ekstre tarihine uygun planlanan işlemler yatırımcıya 45 güne varan valör avantajı sunuyor. Kimi şirketlerin sağladığı taksit imkanları paranın zaman maliyetini düşürürken, otomatik ödeme talimatı vermek sistemdeki kalıcılığı garantiliyor.
Yatırımcılara sunulan bir diğer taktik ise tek bir yüksek tutarlı poliçe yerine bütçeyi bölerek sözleşme sayısını artırmak. Aylık 20 bin TL tasarruf edebilen bir bireyin bunu 10’ar bin TL’lik iki ayrı sözleşmeye ayırması tavsiye ediliyor. Böylece acil nakit ihtiyacı doğduğunda yalnızca tek bir poliçe sonlandırılarak diğerindeki devlet katkısı korunabiliyor. Mevzuatta yılda 12 olarak belirlenen fon değişim hakkı, 3 ayrı sözleşme yapıldığında fiilen 36 işlem iznine dönüşüyor.
KISMİ ÇEKİŞ HAKKI VE ERKEN BAŞLAMAK
Acil para ihtiyacında sistemin tamamen bozulacağı endişesi yeni mevzuat değişiklikleriyle ortadan kalktı. Konut alımı veya doğal afet gibi hallerde katılımcılar içerideki birikimlerinin yüzde 50’sini çekebiliyor. Yakında bu haklara askerlik bedeli ile eğitim harcamalarının da ekleneceği biliniyor. Yatırıma erken yaşta başlamak kar topu etkisini en üst düzeye çıkarıyor. Yirmi beş yaşındaki birinin aylık 2 bin TL’lik yatırımı, 50 yaşındaki birinin 20 bin TL’lik ödemesinden çok daha büyük bir bakiye yaratıyor. Devletin verdiği yüzde 20 katkı payının yanı sıra fonların ortalama yüzde 40 ile yüzde 60 bandında değişen getirileri sayesinde bireylerin 10-15 yıl içinde emeklilik yaşını beklemeden finansal özgürlük kazanabileceği bildiriliyor. Haberde yer alan bilgilerin yatırım tavsiyesi içermediği not ediliyor.
Muhabir: Haber Merkezi






